Geçtiğimiz günlerde Hairmafia Cihangir’in sahipleri İsmail Akbıyık ve Volkan Benzeş ile kullandıkları yeni randevu sistemi, güzellik sektörü ve bu sektöre bakış açılarını konuşma fırsatı bulduk.

- Kolay Randevu’yla nasıl tanıştınız?
Aslında herhangi bir yerde reklam gibi bir şey görmedim. Kolay Randevu ile sizin ve Gönenç Bey’in aracılığıyla tanıştık. Sektörümüzdeki yenilikleri takip edip, onlara bir şekilde dahil olmayı seviyoruz. Her geçen gün dünya değişi yor. Biz de bu değişime bu şekilde ayak uyduracakmışız demek ki.
-
Güzellik sektörünün teknolojiye olan entegrasyonu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bir yanımız güzellik, diğer yanımız moda olunca, doğal olarak diğer yanımız da teknoloji olmalı ve ilk olarak bizi etkilemeliydi aslında. Fakat Türkiye teknoloji anlamında biraz yavaş ilerliyor. Hele ki bu tek tuşla randevu almak özellikle İstanbul gibi bir metropolde harika bir şey.
- 
Kolay Randevu’nun sektörde hangi eksiği kapattığını düşünüyorsunuz?
Kolay Randevu bizi teknolojiyle ortak bir çalışmaya itti. Onun dışında burada biz de yerimizi almak istiyorduk fakat nasıl yapacağımızı bilmiyorduk. Biz de app yapmayı düşündük fakat tek dükkan için böyle bir şeyin fazla olduğunu düşündük. Birkaç dükkan daha açmayı düşünüyoruz ama şu an değil. Bizim için de istediğimize ulaşmak anlamında iyi bir fırsat oldu. İşlerimize daha iyi odaklanabilmek ve ortaya iyi bir sonuç çıkartmak için bu sistemle birinin ilgilenmesi gerekiyordu. Biz de işi bilene bıraktık.
-
Normalde siz randevu sistemiyle çalışmıyordunuz? Kolay Randevu ile çalışmaya başladıktan sonra neler değişti?
Randevu sistemiyle çalışmak istiyorduk ama çalışamıyorduk. Bu da Türk insanının pek dakik olmamasıyla ilgili. Kuaförler konusunda genel olarak şöyle bir algıya sahipler: ‘’Ben gideyim, en kötü 5-10 dakika bekler, yine işimi yaptırırım.’’ Kolay Randevuyla çalışmaya başladıktan sonra randevular başladı ve bir düzene girdi. İnsanlar hemen uyum sağladı sisteme ve zamanında geliyorlar. Nedenini ise randevu saatinden 2 saat önce müşterilere gelen hatırlatma telefonlarına bağlıyorum.
-
Müşteri profilinizi hangi yaş aralığı oluşturuyor ve genelde hangi bölgelerden talep oluyor?
Genellemek zor aslında ama Volkan ile benim çok sadık bir kitlemiz var. Kıramer’den buraya kadar olan yolda nereye gitsek bizimle olmak isteyen her yaştan insanlar bunlar. Genelde 18 yaş üstü var. Liseli gençler neredeyse hiç yok. Nişantaşı’ndan çok müşterimiz var. Uluslar ve şehirler arası bir profil de var ayrıca. Azerbaycan, Fransa, İsveç’ten de müşterilerimiz oluyor.
Erkeklerin bakım trendlerine olan ilgisini neye bağlıyorsunuz?
Bu durumun kişilerin kendilerine güvenleri ve teşvikle ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bize 10 yıl önce şu an kestiğimiz modeller öğretilirken kesecek kişi bulamıyorduk. Ünlü yüzlerin yaptığı ilginç kesimler ve renklerle insanlar bunu normalleştirmeye ve uygulamaya başladılar. Erkek saçlarındaki değişimler de böyle. 6 yıl sonra çok başka şeyler görmeye başlayacağız.
- 
Hairmafia’nın markalaşma sürecinden bahsedebilir misiniz?
Biz, Hairmafia Nişantaşı’ndayken Cihangir bölgesine geçmek istiyorduk. Süreç sonucunda ise ikimiz Cihangir’i kurma kararı aldık. Buradayız ama sadece Cihangir kitlesine hitap etmiyoruz. Dünyaya açılan bir kapı gibiyiz. Bununla ilgili ilginç bir anımız da var hatta. Bize gelip, saçını boyatıp İsviçre’ye dönen bir müşterimiz, Zürih’te sokakta yürürken bir kadın müşterimizi durduruyor ve saçını nerede yaptırdığını soruyor. O da İstanbul’da Hairmafia’da deyince, diğer kadın tatil planını İstanbul olarak yapıp, bize internetten ulaşıp geldi ve bu hikayeyi anlattı. Onur duyduk, çok sevindik. Turizme katkıda bulunmuş oldukJ
-
Sizin yapmaktan en çok keyif aldığınız işlemler neler?
Biz eğlenmeyi seviyoruz aslında, eğlenerek işimizi yapmayı… Burada sadece saç yapmıyoruz. Müziği açıp, dans etmeye başlayabiliyoruz bir yandan. Buraya gelenler buradan mutlu çıkmalı. Günün yoğunluğundan gelen iş stresini atmalarını istiyoruz. Bedenleriyle iletişim halindeyiz. Bu önemli bir nokta! Kötü enerji olunca direkt yaptığımız işi etkiliyor.
- 
Yurtdışındaki eğitim ve yarışmalara katılıyor musunuz?
Yarışmalar kişilerin başarılarını, tasdik etmesi gibi geliyor bize. Katılmayı çok tercih etmiyoruz. Fakat çeşitli workshoplar, kurslar ve sezon tanıtımlarına katılmayı seviyoruz. Gezdiğiniz, gördüğünüz yerler, vizyonunuzla birleştiğinde ortaya çok güzel sonuçlar çıkabiliyor. İlham kaynağını doğru kullanmak da diyebiliriz. Birkaç yıl önce Türkiye’ye Kanadalı bir eğitmenimiz gelmişti. Çok ünlü bir saç bakım markasının global direktörlüğünü yapıyordu. Boğaz Köprüsü’nden geçerken köprünün şeklinden ilham aldığını söylemişti. Nasıl diye sorduğumuzda ise, köprünün resmini çıkarıp masanın üzerine koydu. Köprüyü anlatmaya başladı ve şeklini kelebeğin kanatlarına benzettiğini söyledi. Ben bunu saçta şöyle ayrımlarla, bu şekilde gölgelendiririm dedi. Çok şaşırmıştık. Benimsediğimiz çalışma modelini bu şekilde özetleyebiliriz. Yaratıcılığa bakış açımız da doğal olarak bu yönde. Personelimize de bu bakış açısını aşılamaya çalışıyoruz.
Bu olayın bir teorisi var. Saçlar farklı açılarla uzuyor. Bunların hepsini bir hizaya sokabilmeniz için, belli bir açıyla kesmeniz gerekiyor. Bunun da çıkış noktası Bauhaus ekolüdür. Almanya’da sayılı mimarların okuduğu bir mimarlık okulu olan Bauhaus Universitaet Weimar’a giden birinin; en güzel saçı; her defasında aynı şekilde, en güzel ve en kolay şekilde nasıl keserim sorusu üzerine, bu kişi 100 mimar ile birlikte ortaya bir teori çıkarıyor ve bütün dünya şu anda bunu kullanıyor. Teori yetmiyor tabi ki, pratiği öğrenmeden tek başına bir işe yaramıyor elbette.